Türkiye-Yunanistan geriliminde asıl kavga harita
Ankara ve Atina’yı yeniden karşı karşıya getiren şey tek bir olay değil; deniz yetki alanları, silahlanma ve AB’ye taşınan egemenlik kavgası.
Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Kiryakos Mitsotakis’in Ankara’daki görüşmesinden sonra yumuşayan hat, son haftalarda yeniden sertleşti; BBC News Türkçe’ye göre bunun arkasında Yunanistan’ın bazı Ege adalarını silahlandırması, Türkiye’nin yeni bir “deniz yetki alanları” yasa çalışması ve Ege’de peş peşe yaşanan deniz olayları var.
BBC News Türkçe
Güç dengesi, düşük yoğunluklu bir sınır çizme yarışına dönüştü
Sorunun özü, klasik bir diplomatik sürtüşmeden çok denizde fiili alan yaratma yarışı. BBC’nin aktardığına göre Ankara, Lozan ve 1947 Paris Antlaşmaları uyarınca Doğu Ege adalarının askersiz statüde olduğunu savunuyor; Atina ise bazı adalara konuşlandırdığı savunma unsurlarını meşru güvenlik ihtiyacı olarak görüyor. Aynı BBC haberinde Türkiye, Yunanistan’ın Kerpe Adası’na ve Batı Trakya’daki Dimetoka yakınlarına Patriot sistemleri konuşlandırmasını Ege adalarının silahlandırılması zincirinin parçası sayıyor.
BBC News Türkçe
Bu yüzden mesele, savaş eşiğine giden büyük bir krizden çok, her iki tarafın da harita üzerindeki iddialarını küçük adımlarla kalınlaştırdığı bir alan kontrolü.
Conflict sayfasında izlediğimiz türden bir rekabet bu: askeri hareket, hukuki metin ve sembolik mesaj aynı anda kullanılıyor.
Atina AB’yi devreye sokuyor, Ankara iç hukuku öne çıkarıyor
Yunanistan’ın son baskı taktiği, deniz sınırını ikili görüşmeden çıkarıp Brüksel’e taşımak. POLITICO’nun 15 Mayıs tarihli haberine göre Yunan Denizcilik Bakanı Vasilis Kikilias, Türkiye ile yaşanan balıkçılık anlaşmazlığı için AB’nin devreye girmesini istedi ve “deniz sınırlarımız aynı zamanda Avrupa sınırlarıdır” dedi.
POLITICO
Ankara ise buna, kendi deniz yetki alanlarını yazılı hale getiren bir çerçeve yasa ile cevap verme arayışında. DW Türkçe, hükümetin Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan yeni bir deniz yetki alanı düzenlemesi hazırladığını, bunun Ege’de 6 deniz mili, diğer denizlerde 12 deniz mili esasını kayda geçireceğini ve TBMM’ye sunulmasının planlandığını yazdı.
DW Türkçe
Bu, Ankara açısından iç hukuk üzerinden dışarıya mesaj verme hamlesi. Yunanistan’a göre provokasyon; Türkiye’ye göre ise karşı tarafın “mekânsal planlama”, balıkçılık yasakları ve deniz kablo projeleriyle Ege’de yeni fiili alan açma girişimlerine karşı savunma. BBC’nin aktardığı Ocean Link olayı da bu çerçevede okunuyor: bir fiber-optik kablo döşeme faaliyeti, anında egemenlik testine dönüştü.
BBC News Türkçe
Kimin işine yarıyor, kim kaybediyor
Kısa vadede iki başkent de sertliği iç siyasette kullanabiliyor. Ankara, “Mavi Vatan” diliyle denizlerde geri adım atmadığını gösteriyor; Atina ise meseleyi AB güvenliği ve hukuk düzeni olarak çerçeveleyip Avrupa desteği topluyor. Kaybeden taraf, normalleşme çizgisine yatırım yapan diplomasi bürokrasisi; çünkü her yeni harita, her Navtex ve her balıkçılık yasağı, liderlerin Şubat sonrası kurmaya çalıştığı sakinliği aşındırıyor.
BBC News Türkçe
POLITICO
Bundan sonra ne izlenecek
Asıl dönüm noktası, Türkiye’nin deniz yetki alanı yasa taslağının TBMM gündemine ne zaman geleceği ve Atina’nın bunu AB nezdinde nasıl çerçeveleyeceği olacak. Eğer Ankara tasarıyı ileri taşırsa, gerilim hukuki zeminde kurumsallaşır; Atina’nın Brüksel’den daha sert tepki istemesi halinde ise konu ikili kriz olmaktan çıkıp AB-Türkiye dosyasına dönüşür. Önümüzdeki karar anı, TBMM takvimi ve yaz başındaki AB temaslarıdır.